Yazan: Miray
Yayınlanma: Mayıs 31, 2008
Güncelleme: Mayıs 31, 2008
Yorumlar     Aklımdakiler     Yazdır    Email

Çam Ağacı - www.milliyet.com.tr 'den alıntıdır Egemen yine elinde bir saksıyla çıkageldiğinde bu saksının akıbetini yazmam gerektiğini düşündüm.

Dikkat edersen "yine" dedim. Egemen yaklaşık son dört senedir senenin belli zamanlarında elinde bir saksı, saksı içinde minik bir çam fidanıyla geliyor.

Bu seneki minik fidanımız geçen senekiyle tam da aynı zamanda geldi. Ben de gözüm yollarda bekliyordum zaten bu seneki fidan nerede diye... Hayır dalga geçmiyorum. O çam fidanımızın eve girişiyle garip bir mutluluk yaşıyoruz biz.

Bir amaca katkıda bulunduğumuzu hissettiğimizden olsa gerek.

Bu minik fidanlar Egemen'e okulu tarafından veriliyor sanıyordum ben -çocuk okuldan gelirken elinde saksıyla geldiğinden dolayı-. Bu seneki saksımızın üzerinde "Her Fidana, Bir Fidan" yazıyordu. Beylikdüzü Belediyesi tarafından ilçe okullarındakilere verildiğini tahmin ettiğim on bin fidan on bin çocuğa veriliyormuş.

29 Ekim tarihine kadar minik fidanımızı büyüteceğiz biz de. 29 Ekimde Egemen okuluyla beraber fidanımızı ekmeye gidecek. Hem onun için hoş bir aktivite olacak, hem arkadaşlarıyla değişik bir gün geçirecek, hem çevre okullardan yeni arkadaşlar tanıyacak hem de -ki bu en önemlisi- dikili bir fidanı daha olacak bu dünyada.

(Bahçesi olanların fidanı bahçeye ektiğini duyduğumuzdan beri ağır yaz sıcakları başlamadan büyükbabamın uygun gördüğü bir tarihte fidanı kendisine veriyoruz biz. Bahçeye ekiyor. Sulamasını, bakımını yapıyor. Egemen ziyarete gidiyor fidanını. Daha sonra fidanın yeni haline uygun bir saksıya koyup bize geri gönderiyor. )

Benim dikili bir fidanım yok mesela... Bizim okulumuz yapmazdı böyle aktiviteler. O zamanlar belki bu kadar da ihtiyaç yoktu ağaçlara. İhtiyaç yoktu demeyeyim de, o zamanlar sanırım doğa ananın bir gün bize küseceği ihtimali geçmiyordu beyinlerden. Hatıra ormanları vardı, üç beş ağaç dikilmiş.Geçen gün baktım, hala aynı şekilde ne bir eksik ne bir fazla üç beş ağaç otoyol kenarında tutunmaya çalışıyorlar hayatları olan toprağa. On bir sene önce bugün bize de böyle fidanlar verilseydi ve biz de onları evimizde büyütmeye çalışırken, üzerlerine titrerken ağaç sevgisini daha iyi öğrenebilseydik; bugün Egemen'e verilen o ağaç tabiat ananın gönlünü alma ağacı değil de tabiat anaya hediye ağacı olsaydı?.. Hani benim de Egemen gibi üç dört dikili ağacım olsaydı, şu an Egemen'in elinde gördüğüm ağaç yüzünden vicdan azabı çeker miydim sızım sızım?

Egemen ve arkadaşları on bin fidanlarıyla beraber kısmetse 29 Ekim 2008'de benim de içinde bulunduğum büyük jenerasyonun o vicdan azabını azaltmaya çalışacaklar işte...

Bir çam fidanı ne kadardır? Şöyle boyu 10 santimetreyi geçmeyen cinsi?

Kaç paket sigara parasıdır?

Kaç ruj parasına denktir?

Bir gömlek olmasa da olur dersek alınabilir mi?

Bu albümü de almayayım, bu filme de gitmeyeyim, bu bilgisayar oyunu da kusur kalsın dersek bir çam fidanı alınabilir mi?

Alınır değil mi?

Alır mıyız peki?

Beş ayda hadi döksen döksen yirmi litre su döktün diyelim o fidana... Batırır mı o yirmi litre su parası?

Televizyona, internete on dakika az bakıp her gün; bu on dakikayı fidana bakarak geçirsek gözlerimiz daha fazla mı zarar görür, daha fazla mı bel ağrısı çekeriz?

Peki son bir soru daha...

Atık Kağıt Kumbarası 'ndan bahsedeceğin birileri var mı etrafında?

 

Sevgilerimle




2297 Görüntülenme - Yorumları Göster/Yaz (1)