Yazan: Miray
Yayınlanma: Haziran 6, 2008
Yorumlar     Aklımdakiler     Yazdır    Email

www.streamingoldies.com dan alıntıdır Gün içinde senin de kafandan minik minik paragrafların geçtiği olur mu? Birbirinden alakasız olacak ama hepsi... Mesela bir paragraf gelişme kısmına ait olurken diğer paragraf sonuç kısmına ait olacak fakat asla giriş kısmı paragrafı olmayacak. Yaz, yaz, yaz nereye kadar? Gecenin üçünde uyku sersemi gözümü açıyorum düşünceler beynimde tur atarken, harfler gözümün önünde tören yürüyüşündeler. Ben uyku sersemiyim... Gözlerim yarı kapalı. Zar zor seçiyorum zaten harfleri...

Gecenin üçündekinden daha beter bir şekli var bir de... Yatağa yatarsın. Biraz zaman geçer. Bir şeyler düşünüyorsundur. Hatta rüya bile görüyorsundur. Düşündüklerin rüyanı oluşturuyordur ya da... Lakin uyumuyorsun. Tam derin uyku durumu yok. Dışardan gelen sesleri algılıyorsun, farkındasın her şeyin ama uyku ile uyanıklık arasındaki son çizgidesin... İşte bu tanımını yapamadığım fakat bana göre uykunun en keyifli kısmı olan zaman diliminde düşüncelerimi hatırlamıyorum. Kurduğum cümleleri hatırlamıyorum. Kabus sana göre nedir dersen, kabus budur bana göre derim.

İşte bu böyle olmayacak dedim az önce kendime... Otur yaz bir şeyler. Sen de rahatla, harflerde rahatlasın.

Bugün ne düşünsem? -1-

An itibari ile yağmur yağıyor. En sevdiğim şekliyle hem de...

Bugün ne düşünsem? -2-

Televizyonlarda ttnet'in reklamları dönüyor. Ttnet Vitamin Yarışması diye... Egemen ile bir göz atalım dedik. Çok hoşumuza gitti. Üye olurken yarışmacının -6., 7., 8. sınıf öğrencilerine yönelik bir yarışma- TC Kimlik Numarası, adı soyadı ve okul bilgilerini giriyorsunuz. Okul bilgileri teyit edilecekmiş öyle diyor. Ardından eğlenceli flash animasyonlarla desteklenmiş yarışma bölümüne alınıyorsunuz. Benim burada en çok hoşuma giden direk yarışmaya başlayamıyorsunuz. Mesela Fen ve Teknoloji Dersi ile bir konu -ısı iletimi ile ilgiliydi yanlış hatırlamıyorsam- önce bu konunun yarışma içinde size yeticek kısmı anlatılıyor. Daha da doğrusu özeti. Özeti izlerken çeşitli denemeler yapıyorsunuz. Tüm görevleri tamamlayınca ancak o zaman sorulara geçebiliyorsunuz. Hoş olmuş tavsiyemdir. Burada

Bugün ne düşünsem? -3-

Tek bir kitabın esiriyim. Ne adını biliyorum, ne yazarını... Yayın evini hatırlamıyorum. Kitabın kapağı bile aklımda yok. Hayal meyal konusu aklımda. Ya olay kahramanının adı Gül'dü ya da kitabın isminde gül vardı. Bir dönem yasaklanmış, poşette satılmasına izin verilmiş. Gerçek bir hayat hikayesi. Kadın ya Almanya'da gurbetçi ya da öyle bir şey. Aile içi cinsel tacize uğruyordu sanırım. Kesin verebileceğim diğer bir kanıt ise ben bu kitabı büyük ihtimalle 1994 senesinde okudum. 12. sayfasında annem okumama izin vermemişti. Evde bulamadım. Annem hatırlamıyor. Babama soramıyorum. Durup durup yokluyor beynimi sürekli... Bulamıyorum. Hakkında hiç bir şey bulamıyorum... Belki bir gün bulduğum da, okuduğum da "bunu mu aradım ben senelerdir yahu?" bile diyebilirim. Umurumda değil... Sadece bulmak istiyorum... Hafızalarınızı zorlayabilir misiniz benim için?

Bugün ne düşünsem? -4-

Herkese elimden geldiğince saygı duyarım. Saygıyı hakettikleri sürece. Bazı konular da inanılmaz eski kafalıyım günümüze göre. Garip anlayışlarım var. Egemen bir gün karşıma çıksa "abla ben erkeklerden hoşlanıyorum" dese çok zıt tepki vermem galiba, ama kalkıp dilini, dudağını deldirip abidik gubidik bir saçla yanıma gelse yanında da kendi gibi bir kız olsa vereceğim tepki pek hoş olmaz. Neyse hassas konular bunlar... Okumadığım blogları kibarlık adına "okuduklarım" listeme eklemem. Ha çoğuna yorum yazamam. Ben kendi sitemdeki yorumlara bile cevap veremiyorum. İki sıra ter atıyorum utanıp sıkılmaktan. Genelde de gidip yabancı blogları okuyorum. Bu hem öğrenmiş olduğum Almanca'yı unutmamak için, hem de İngilizce'mi biraz daha ilerletebilmek için. Neyse geçen gün türk bloglarını dolaşayım dedim. Dolaştım. Vazgeçtim. Şansıma mıdır nedir nerede edepsizlik var orası bana denk geldi. Bana göre edepsizlik nedir? En başında bazı şeyler ulu orta anlatılmaz. Bayanların kendilerince gizleri vardır, erkeklerin kendilerince gizleri vardır. Günde sekiz tur reklamı dönse de bazı şeylerin ulu orta yazılması bana göre garip. Bak burada şunu da eklemek istiyorum, eski kafalıyım derken neyse cümle sonunu getiremeyeceğim de... Ben altı sene eczaneye gittim gönüllü olarak. Tek kuruş para almadan. Aklınıza gelebilecek bütün ihtiyaçları sattım, bilgisi olmayanları bilgilendirdim. Benim görevlerimden biriydi sadece bu. Gün geldi kulak da deldim, gün geldi elinde minik bir deodorant şişesiyle karşıma dikilen amcaya "o ürün bizde yok" da dedim Gülmemek için tüm imkanlarımı zorlayarak. Eczaneler çok da suskun yerler değildir. Ben içindeydim oradan biliyorum. Alıcağınız ürüne dikkat edin. Verdiğiniz tepkilere dikkat edin. Kapıdan çıktığınız anda eczane tayfası size ağızla değil başka bir yerle gülerler. Neyse. Diyeceğim şu... Cinsel tercihleriniz size kalsın. -Ben ki Taksim'de eşcinsellerin yaptığı eylem için " bir tane siyasi görüşlü eylem yapılacağına on tane bu eylemden yapılsın bin kere daha iyidir" diyenim- Çok çok özür dileyerek söylüyorum erkek arkadaşınızla / kız arkadaşınızla yaşadıklarınız ya da eşinizle yaşadıklarınız sizin aranızda olan şeyler. Ayıp denen mahrem denen bir şey var. Yapmayın yazıktır günahtır. Benim kardeşim 13 yaşında. Geçen gün internette dolaşırken bir şey görmüş gelip "abla swing nedir?" diye sordu. Bu "abla bebek nasıl olur" sorusu gibi bir şey değil ki... Öyle bir cevap vermen lazım ki mesela ben swinge sonuna kadar karşıyım en nihayetinde fakat verdiğim cevapta swingten nefret ettiğimi onaylamadığımı gösteremem. Ona dümdüz dosdoğru anlatmalıyım. Fakat dümdüz anlatayım aman çocuğu etkilemeyeyim derken de olaya sempati kazanmasına sebep olmamalıyım. Göster dedim nerede gördün... Bir blogda görmüş. Oturdum okudum blogu. O blog yazarının okuduklarım diye nitelendirdiği başka bir linke tıkladım bu defa karşımda duran blogda erkek arkadaşlarını nasıl anlattığını, şimdiki erkek arkadaşının ayak fetişisti olduğunu yazıyordu. Ayıp yahu... Biri gayliği metheder -dolayısıyla gay fanları olur-, diğeri swingi yazar swing partnerleri bulur... Bu mudur yani hayat? Yukarıda da dedim gerçek kimliğini sakladın hadi... Yazdın sen swingi falan... Bir gün senin evladın çat diye senin bloguna bakıyorsa, hani benim kardeşimin eskaza ödev ararken bulduğu garibimin yanıma gelip saf saf sorduğu gibi sorarsa? -ki cidden benim kardeşim çok saf çok iyi niyetli bir çocuktur. Hayatta küfür etmez. Okuldaki arkadaşlarına oranla inanılmaz saygılıdır. Geçen gün ben Heartsmagic'i okurken pcyi ve sayfayı açık bırakıp gittim acilen. O da okuldan gelmiş yazıcıyla işi olunca benim bilgisayarımı kullanmak durumunda kalmış. Egemen film hastası olduğu için Heartsmagic'in yazılarına bayılmış. Eve geldiğimde "abla okuyabilir miyim o adresi" dedi. Böyle bir çocuk işte...-Hadi swingi geçtim. Erkek arkadaşıyla yaptıklarını belirli imalarla - ki öyle iyi imalar ki hani direk söylese daha az anlaşılır neler yaptıkları- yazan kızın babası o blogu okusa? O blogu okurken... Tövbe tövbe... Kısaca diyeceğim şu: Kimin blogu almış yürümüş, pagerankım kaç olmuş, aman bu bunu hakediyor mu, yok efendim bu hırsız diye takılıp kalmaktansa gözü açıp yukarıda yazdıklarımla savaş(!)maya bakmak gerek. Suskun buradaki yazısında öyle güzel şeyler söylemiş ki... Dejenerasyon da bana göre bir karanlıktır. Benim ananemi geçtim -aramızda 40 yıl var- annemin -20 yıl- bile edepsizce gördüğü şeyler; benim yaşımdayken değil böyle yazmayı hakkında düşünmeyi bile edepsizlik olarak gördüğü şeyler edep olmuş... Bar bar sürtmek, ev partilerinde sarhoşken çekilen abidik gubidik resimler -girin yonjaya bakın-, evliyken başkalarıyla gününü gün etmeler -itiraf.com a bakın okuyun ibret alın. Kadın da öyle güzel aldatıyor ki ben cinsiyetimden utanıyorum- çağdaşlık olmuş. Eh bu kadar terbiyesizlik üzerine ben "sokayım çağdaşlığına" dersem "sokayım" lafı pek bir terbiyeli kaçar.

Bugün Ne Düşünsem? -5-

Feministlerden nefret ediyorum. Cidden nefret ediyorum. Tamam ben de bir bayanın dayak yemesine şiddet görmesine karşıyım -zina yapmadıysa, hırsızlık yapmadıysa, evini bırakıp kumara gitmediyse- bende onların karşı olduğu bir çok şeye karşıyım. Fakat bu kadar diretmek neden? Geçen gün tvde izledim feminist bir teyzem oturuyor. Yanında da bir beyefendi. Beyefendi karısından boşanmış. Boşanma sebebini anlatıyor. Efendim kendisi boşandığı eşini ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen zevceliğe kabul etmiş. Karşı çıkılma sebebi ise bayanın daha önce evlenip ayrılmış olması ve bir çocuğu olmasıymış. Evlenmişler yine de. Beyefendi baya zengin. Uzun süre çocuk talebinde bulunmamış, benim zaten bir oğlum var demiş -bayanın oğlu-. Üstüne gitmiş eşine evlilik yıldönümlerinden birinde son model pahalı bir araba almış. Burada devreye feminist teyze girdi... Vay efendim sevgi illa parayla mı gösterilirmiş. Adamı iki dakika konuşturmadı. Beyefendi sevgisini parayla gösterdi diye bir an kaba saba durumuna düştü. Sonra beyefendi dediki: -kendisi epey varlıklı sosyete ile çalışıyor- "ben kendisini şirketime %50 ortak yaptım" ne kadar güzel değil mi güvenmiş eşine %50 ortak yapmış falan. Burada tebrik etti feminist teyze kendisini "aferin eşini güvenceye almışsın" falan falan. Boşanmalarından 3-5 sene önce beyefendi karısından bir çocuk istediğini dile getirmiş. Bunun kadar normal bir şey var mı dünya üzerinde? Hanımefendi de "ben ingilizce kursuna gidicem" demiş. Beyefendi kabul etmiş. -Tabii bunlar beyefendinin iddiaları ben onun yalancısıyım- İngilizce kursu bitmiş... Beyefendi aynı talebi götürmüş yine, hanım yine başka bir kurs demiş... Ona da peki demiş. O kurs da bitmiş -bu arada hanımın eşinin gelirinden başka geliri yok,hoş eve giren tüm gelirler ortaktır bana göre- Feminist teyze "tabii ki kendini geliştirmek hakkı" diye bir şeyler dedi. Beyefendi o kurs da bitince yine taleple gitmiş. Hanımdan gelen cevap " ben üniversite sınavına girdim, kazandım... Üniversiteye gitmek istiyorum" beyin haberi yok sınavdan, sonuç belgesinden. Ben de burada film koptu işte... Helal olsun dedim. Neden gizlice? Sen pazar sabahı saat en geç 8 de nasıl çıktın o evden de üç saat telefonun kapalı kaldı... Hangi ara ders çalıştın? Adam en sonunda yayında isyankar ve çaresiz bir tavırla şunu söyledi "ben sadece bir çocuğum olmasını istedim..." canım acıdı yahu... İçimden "abi sen boşuna debelenmişsi, teyzeme verdin parayı imkanı, gözü açıldı büyük ihtimalle de aldatılıyorsun." dedim. Sonra günah alıyorum dedim. Ben bu iç hesaplaşmamı / konuşmamı yaparken feminist teyze "sen nasıl bencilsin ki kadından çocuk istiyorsun? sen kadına işkence etmişsin, sen kadını taciz etmişsin. İşkence de taciz de sadece fiziksel olmaz..." Şok oldum... Cidden şok oldum... Bu adam boşanmış olduğu ve ailemin nikahıma bile gelmememesine, babamla senelerce küs kalmamıza rağmen evlendim derken alkışlandı. Feminist teyze gurur duydu beyefendiyle. Büyük bir şirkete direk ortak etti -şirket kurulumundan o gününe kadar hanımefendinin tek bir emeği olmadığı halde- diye beyefendiyi pamuklara sarmadığı kaldı da... Bir çocuk istedi diye mi yobaz oldu bu adam?! Seyicilerden biri feminist teyzeye öyle güzel cevaplar verdi ki, program çıkışına gidip seyirciyi öpesim geldi... 

Feministler bazen cidden abartıyorlar. Erkeklerden saygı beklerken, kendileri onları her fırsatta ezmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bazen komik fikirler sunuyorlar. Hiç unutmam ortaokuldayken rahmetli Duygu Asena okulumuza konuşma yapmaya geldiğinde şunları demişti: "Erkeklerin sünnet düğünü varsa, kızlarında ilk regl gördükleri güne ait düğünleri olması lazım!" Bir hayal edin yahu... Biz Egemen'e demiştik ki sünnet olucakken şakasına "düğünde kestikleri parçayı pilava katıcaz" salağız işte neyse çocuk " ay pilav yemedi. Bu şakayı kıza göre uygulasanıza iki dakika? Midem bulandı... Bir diğer incisi de şuydu rahmetlinin " kocanız size vurursa siz de ona salata tabağını fırlatın " Tamam fırlat. Haksız yere yiyorsan o dayağı fırlat. Fakat adam seni yatakta başka adamla yakaladığında bir de yüzsüz yüzsüz salata tabağı mı arayacaksın?

Geçen seneydi... Taksim'de bir yürüyüş ortasında kaldık yine. Ben yüksek gürültüye tahammül edemem. Korkarım, paniklerim. 500 tane hanım abla toplanmış şiddete hayır diyorlardı. Ne güzel Onlar öyle bağırırken kim bilir kaç anne, kaç teyze yumruklara maruz kalıyordu? Başarı mıdır o eylem? Bana göre hayır... Ses getirmiş midir? Bana göre hayır... Bana göre o öylem ne zaman başarılı olur / ses getirir? 500 tane bey getirirsin... Türkiyemin her yerinden. Her mesleğinden, her eğitim seviyesinden. O beyler bağırırsa canı gönülden "kadına şiddete hayır" diye ve o beyefendiler kadın sığınma evleri açarsa, ev açmaktan da vaz geçtim, bir başkasını eğitirse bana göre o zaman başarılıdır işte. O zaman saygı kazanılmıştır. Saygı işine gelenin sırtını sıvazlayıp işine gelmeyene car car ötmekle, karşındakini yerden yere vurmaya çalışmakla kazanılmaz.

Bugün Ne Düşünsem? -6-

Egemen'in büyüme safhalarının her birinde, aklımıza her düştüğünde "annene, ablana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına özellikle de hanımlara yapma" dedik dilimiz döndüğünce annemle beraber.

Bugün NeDüşünsem? -7-

Sinirlerimi tek tek aldırmak istiyorum. Dünyaya tepkisiz bakmak istiyorum. Ne kadar konuşursam konuşayım, kimseyi bu saatten sonra eğitemeyeceğimi biliyorum. Sinirlerimi aldırmak istiyorum. Sakin, sessiz, huzurlu, tepkisiz; Enya şarkılarındaki gibi bir hayat istiyorum akabinde...  

Şimdi Ne Düşünsem? -1-

Yazıyı yayına almadan önce kopyalamayı unutma... 



665 Görüntülenme - Yorumları Göster/Yaz (5)