Yayınlanma: Nisan 30, 2008
Aklımdakiler
Yazdır
Email
Kardeşim Egemen 13 yaşında. Soldaki resimdeki bir çift göz kendisi yaklaşık dört yaşındayken çekildi. Benim en sevdiğim resmidir bu. Kimi insanlara(!) göre alay konusu olan gözlerinin şaşılığını daha tam farkemediği dönemlerden bir resim. Tek yaptığı dünyayı kendi bakış açısıyla görmeye çalışmak... Belki bu yüzden seviyorum bu resmini, belki de bana hissettirdiği masumiyet duygusundan.
Altı aylıkken gözlerindeki şaşılığı -ki doktoru daima göz kayması olarak isimlendiriyor bu durumu- farketmemiz tedavisi için büyük bir şanstı bizim için. Biz konusunda uzman bir doktor ararken, uzaktan bir akrabamız evimize misafirliğe gelmişti. Oğullarında da aynı problem vardı fakat o Egemen kadar şanslı bir çocuk değildi maalesef. O sıralar beş yaşındaydı ve doktorlar ellerinden geldiği kadar müdahale etmeye çalışsalar da onun tek bir gözündeki kayma diğer gözünde tembelliğe sebebiyet vermişti. Gözlük kullanıyordu ve gözlüğün tek camı opak beyaz camdı. Annesi anaokulundaki çocukların nasıl dalga geçtiğini anlatmıştı, üzülmüştük. Sorunu öğretmenlere iletip iletmediğini sorduğumuz zaman verdiği cevap benim hala kendime durup durup sorduğum şu sorunun başlangıcı olmuştu: İnsanlar çocuk yetiştirmeyi ne sanıyorlar, basit bir oyun mu?
Evet annesi öğretmenine gidip oğlunun durumunun izah etmiş ve öğretmenin tüm velilere bu durumu aksettirmesine karar vermişler. Öğretmen tüm velileri toplayıp çocuklarını bu konuda uyarmalarını, kendisinin de bu konuya yönelik eğitim vereceğini söylemişti. Olay çok hafif bir olay değildi çünkü. Ortada rahatsızlığından dolayı sürekli dalga geçilmesine maruz kalan bir çocuk vardı ve bu çocuğun psikolojisi kötü anlamda etkileniyordu. Toplantı esnasında da velilerden cızırtı çıkaranlar olmuş tabi, fakat velilerin çocuklarını uyarmaları(!) da pek fazla işe yaramadığı için, bizim minik anaokulu değiştirmiş üç kere. Fakat sonuç aynı... Tamam dalga geçenler çocuktur deyip geçebiliyorum ama o çocuğu eğiten anne baba yetişkin bireyler (mi?). Uzun lafın kısası onların vasıtasıyla Bayrampaşa Göz Nuru Vakfı'na götürdük Egemen'i ve artık olası dalga geçme olaylarına ön hazırlıklıydık.
Dört yaşına kadar sürekli kontrol altında tutuldu Egemen. Evde olduğu için gözetlememiz ve doktorun verdiği gözlükleri, vb. gibi şeyleri kullandırmamız çok kolay oldu. Dört yaşının son zamanlarında ise ameliyata alındı. Ameliyat sonrası sürekli gözlük kullanmaya başladı. On üç yaşına kadar ise iki ameliyat daha geçirdi.
Egemen'in gözündeki kaymanın en büyük sebebi zor doğum. İkincil sebep ise genetik olarak düşünülüyor.
Biz de ne kadar hazırlıklı olsak bile akrabamızın yaşadığı sorunları birebir yaşadık. Okulunda dalga geçildi, geçilen bu dalgalar yüzünden Egemen gözlük takmaktan çoğu zaman vazgeçti. Bilerek gözlüklerini kırdı. Akşamları yarım saat takması gereken göz bandını takmadı. Bunlar hep tedaviyi olumsuz etkilediği için Egemen tekrar ameliyata girmek zorunda kaldı. Bazı ailelerin çocuk yetiştirmeyi oyun sanmalarından dolayı, çocuklarına adam akıllı terbiye veremediklerinden dolayı kardeşim iki defa daha ameliyata girdi.
Ameliyat sürecinden bahsetmem gerekirse şöyle; ameliyatın olduğu gün hastaneden çıkabiliyor. Gözlerini olabildiğince steril tutmak lazım. Gerekli damlaları var. Fakat yaklaşık bir hafta gibi bir süre gözün beyaz kısmı dediğimiz yer neredeyse kıpkırmızı oluyor. Kardeş ya da evlat ya da hiç biri bile olsa öyle kolay kolay bakmaya içinizin el vereceği bir durumu olmuyor.
Şimdi durup yine soruyorum kendime: Benim kardeşimle ya da kardeşim gibileriyle dalga geçen çocukların aileleri ya da bizzat dalga geçen kişilerin bir yakınlarında ya da çocuklarında böyle bir görüntüyü görmeyi ne kadar isterlerdi?
Mesela Cem Yılmaz... Bunu ne kadar arzu ederdi? Gayet espritüel olarak düşünülen ve yayınlanan reklamı çekerken bir saniye olsun, o reklamın ilk görüldüğü anda nelere sebebiyet vereceğini hiç düşündü mü?
Reklamı ilk izlediğimiz de Egemen şunları söyledi: Rahatsızlıkla dalga geçmek çok ayıp...
Evet nasıl lanse edilirse edilsin, bu olay çok çirkin. O gece tek biz izlemedik o reklamı. Sınıftaki arkadaşları da izledi. Gözleri ne kadar resimdeki haline oranla çok çok daha düzelmiş durumda olsa da, o reklam bir kere daha dalgalara sebebiyet verdi.
Bu sebepten Cem Yılmaz'a en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
1289 Görüntülenme - Yorumları Göster/Yaz (3)


