Yayınlanma: Eylül 2, 2008
Aklımdakiler
Yazdır
Email
" Çift atmak istiyorsan, zarları aynı çift sayılar birbirine bakacak şekilde tut ve köşelere çarpmadan at... Üst üste çift atamazsın... "
Nasıl başlarsa öyle gider işte...
Sen istediğin kadar zar tut, başlangıcın nasılsa aynen öyle devam eder...
Eder mi gerçekten?
Yoksa ciddi ciddi balık baştan mı kokar?
Ben balık değilim...
Ayrıca zar tutup hile de yapmak istemiyorum. Tek istediğim saçma batıl inançlarımdan kurtulmak. Ufak tefek şeyleri büyütmeden iyi olacağına inanmak. İyi olduğunu da görmek... Başlangıcı nasıl olursa olsun.
Kayıt işlemlerim sırasında annem "Miray sigara içiyor, bu nasıl olacak?" diye sormuş olsa bile cevaben de "Hayır burada içemez" dense de annem bu cevapla da yetinmeyip "kapı önüne inse" dese de buna da olumsuz yanıt verilse de...
Dur bir saniye... Evet bir saniye bekle lütfen. Ben şimdi laf kalabalığı yapıp kelimeleri yerlerine oturtup cümleler oluşturmaya çalışıyorum beynimde... Ah ne çok seviyorum devrik cümlelerimi... Ne kadar değerli bende kelime oyunlarım(!)..
Devam edebiliriz. Olumsuz yanıtlar sonrası kaydım bilgisayara işleniyor yeniden. Bekliyoruz... Bekliyoruz... Bilgilerim tekrar isteniyor. Çünkü programda hata oluşmuş. Kaydı alamıyor. Bekliyoruz... Bekliyoruz... Bilgilerim yeniden isteniyor. Çünkü programda yine hata oluşmuş. Kaydı alamıyor. Bekliyoruz... Bekliyoruz... Bilgilerim yine, yeni, yeniden isteniyor. Çünkü programda bir kere daha hata oluşmuş. Kaydı alamıyor...
Bekliyoruz... Görevli: "Daha önce hiç böyle yapmamıştı." Annemle göz göze geliyoruz. Batıl inançlarımı biliyor. Aynı şeyi düşünüyoruz. Bekliyoruz. İç Ses: "Üçüncüde de olmazsa kayıt yaptırmıyorum."
Ciyuuvt çu takır tukur... Panasonic KX-P1150 nokta vuruşlu yazıcı kendince epey efor sarfederek bir şeyler çıkartıyor önüme... Evet üçüncü de oldu. Canım sigara içmek istiyor. Elime verilen ve doldurulması istenen kağıttaki sorulara bakıyorum... "Baba Adı". Gülümsüyorum.
Lise 1 sonunda not yükseltme sınavındayım. Önümde çarşaf gibi cevap kağıdı. Sağ ya da sol köşesine bilgilerimi yazıp yapıştıracağım. Baba Adı yazıyor. Gülüyorum. Hocam soruyor "Neden Güldün?"... "Babamın kim olduğunu Allah(c.c.)'la annemden başka kimse bilemez, ona güldüm sadece."
Bunu demek geliyor içimden. Yok diyemiyorum. Büyümüşüm ben artık. Haberim olmadan hemde. Feysbuktan ilkokul, ortaokul arkadaşlarım hiç değişmemişsin dedikleri halde büyümüşüm ben. Onlar ne kadar değişmişler halbuki. Oysa ben hep aynı... Nasıl başlarsa öyle gider işte...
Sekiz sene önceme dönmek istiyorum işte. Yine aynı fütursuzlukla o cevabı vermek istiyorum. Uzun zaman sonra ilk defa lisede olmak istiyorum. Ne işim var burada? Kaydımı alan kızdan bile daha büyüğüm ben. Sadece çok daha küçük gösteriyorum ondan.
Eve gelirken eczaneye uğruyoruz. Annem sigara bırakma işlemini kendi irademle yapamayacağımı düşündüğünden olsa gerek ilaç, nikotin sakızı alıyoruz. Paramızın bir kısmı İsviçre ve Avustralya'ya giderken ben yine o fütursuz zamanıma dönmek istiyorum. Sigara içmiyordum o zaman.
Aradan günler geçiyor. Bir hafta... Şimdi "bir hafta" mı dile kolay yoksa "sekiz sene" mi? Cüzdanımda çekle beraber dersanedeyim yine. Kaydımı alan kız çeki alan kıza "bu kim biliyor musun hani geçen gün sigara olayı olmuştu ya..." Evet bir etiketim var artık. Çeki uzatıyorum. Sisteme girişi yapılacak. Bekliyoruz. "Bunu kabul edemeyiz." Neden? Çünkü çek yaprağı daha da doğrusu çekin kendisi eski çek üzerinde hala TL ibareleri var. Genel merkezden geri döner. Kontrol ediyorum. Banka kabul eder biliyorum. Ben o an o çeki kontrol ediyorum işte. Param var orada. Kimden gelmiş bakıyorum. Düzeltilmesi mümkünmü bakıyorum. İş yerinden kalma alışkanlıklar işte veyahut rızkımın peşine düşme. Benimse zaten benimdir... O an odadakilerden biri yüzüğümü soruyor. Gösteriyorum. "Nişan yüzüğünüz mü?" diyor evet diyorum. Çünkü annem nişanlı olduğumu da belirtmişti kayıt olurken. Hayır olsası bir rahatsızlık durumumda Murat içeri direk girer diye böyle bir önleme gitti. Sebebini bilemiyorum. Kendisi mutfakta sorarım bir ara.
Ofis saatimi sorduğumda ben "bilmiyoruz" deniliyor... Ofisime sadece 2 gün var. Fakat ofisimin belli saati yok.
Çekimi teslim alıyorum. O esnada çek olayıyla açıklama yapan kız yüzüğüm için " ay ben beğenmedim çok sayısal loto vari duruyor " diyor.
Gülüyorum.
16 yaşıma dönmek istiyorum. Fütursuzca cevap vermek istiyorum. Donuyor her şey. Dış sesler sigarayı bırakıp bırakmadığımı soruyorlar.
Ben kendime "Ne işim var burada? Benim liseye dönmem lazım. Kitap listeme bakmam lazım. Etek diktirmem lazım. Astarı etekten az biraz uzun olmalı. Ne işim var benim burada?" diye delirmiş gibi soruyorum.
Kulaklarımı kapatmak istiyorum. Ne iç sesi ne de dış sesi duymak istiyorum.
Başa dönmek istiyorum. Zarları tutmak istiyorum. Kokmayan balık olmak istiyorum. Batıl inançlarım olmasın istiyorum. Üzerime gelinmesin istiyorum. Bilgisayar kaydımı üçüncü seferinde almış olsa da, çekte problem çıksa da bundan sonrasının güzel olmasını istiyorum.
Kapıdan çıkarken soruluyor: Niyetli misin? Hayır değilim diyorum. "Sigara yüzünden mi?" deniliyor... Keşke sigaradan olsa deyip gözlüğümü indiriyorum. Çünkü bir damla yaşgeldi oturdu yine gözlerime. Boğazımdaki yumruk nefes almamı zorlaştırıyor. Uzaklaşmak istiyorum. Yeni bir etiketim daha olsun istemiyorum.
Bir peri gelsin ya bundan sonraki her şeyi düzeltsin ya da en başa döndürsün, zarları tutmayı öğretsin.
Hiç biri olmuyorsa ağlardan, oltalardan kaçan bir balık yapsın beni.
Ters köşeler olmasın işte hayatımda...
Kaldıramıyorum.
499 Görüntülenme - Yorumları Göster/Yaz (2)


