Yazan: Miray
Yayınlanma: Nisan 18, 2008
Yorumlar     Polimer Kil     Yazdır    Email

Resmi büyütmek için tıklayınız

Bir kutu nasıl mahvedilebilir? Gayet kolay...

Aslına bakarsan bu kutunun başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi... Deneme tahtam oldu resmen. İlk aldığım gün içini varak kaplamak istedim. Varak yapıştırıcısını sürdüm, tam varakları yerleştiricem o incecik varaklar büzüşü verdiler. Beceriksizliğimden. Ardından ben de tamam büzüşük dursunlar  deyip  öyle yapıştırdım.  Yattım uyudum kutuyu odamdan dışarı çıkartmadan. Sabah kalktığımda odamda enteresan bir metalik koku. Allah'ım nereden geliyor bu diye arayıp tararken etrafı , kutunun içine bakmam pek vaktimi almadı... Görüntü de içler acısıydı zaten. Ben ne yaptım? Gittim içine parfüm sıktım kapattım kapağını... Aradan bir iki gün geçti... Kutuyu aldım sarıya boyadım... Beğenmedim, gittim yıkadım. Rengini beğenmedim bu arada, boyama becerim zaten içler acısı olduğu için alıştım o görüntüye çoktan. Kutunun kuruması da bir iki günü buldu... Tabi tahta suyu emip şiştiği ve kuruduğunda da küçültüğü için kapağın ek yerlerinde muhtelif bir iki ayrılma da oldu.  Aldım beyaza boyadım.  Dedim hazır kutu kutuluktan çıktı üstünde bir de boncuk boyasını deneyeyim.  Yalnız beyaza bir kat boyadım. Boncuk boya kurudu falan dedim içinin hali hala içler acısı açıp içini de boyayayım sonra kumaş kaplarım içine. Açamadım kutuyu... Artık boya mı kururken yapışmış bilmediğim bir sebepten dolayı kutunun kapağı açılmıyor. Bıçak sokarak açtım kutuyu... Kapak ve kapanma yerlerinde de deformelerimiz oldu böylece... Neyse içini de boyadım, iç güveysinden hallice...

Sonra bir gün karar verdim Millefori deniycem. Aklımca kırmızı kalp kenar dolduları beyaz dışı yeşil çeperli bir desen blogu yapıcam. Ben dilim dilim keserken millefori blogumu, o hiç de kalp kalp çıkmadı... Yan yana dizdim, merdaneyle açtım... Bir şeye benzemedi. Gamze Abla gibi S harfimsi kesip kutuya yapıştırırım dedim. Boncuk boyalar hala kutuda bu arada Yapıştırdım. Kalan karmaşık renkli fimoları da incecik yuvarlayıp kürdana sarıp yapıştırdım. Attım fırına... Bir yandan fırında boya yanar mı korkusu da var tabi içimde... Çünkü daha önce hiç boyalı kutuyu atmamışım fırına...

Evet boya yanmadı. bu güzel haberdi fakat bir de kötü bir şey vardı ki o da; kutunun bir kere daha beyaza boyanması gerektiğiydi... Ben yine boyayamadım... Fimolar beyaz beyaz oldu bazı yerlerde...

İyisiyle de benim kötüsüyle de benim diyerek oturdum verniği hazırladım. Vernik sulu olmuş tabi biraz... Sulu derken akışkan demek istiyorum. Eh ben fırçayı sürdükçe o kenarlardan usul usul aktı. Ben sürdükçe o aktı... Ben sürme işlemini bitirdiğimde onun kuruma esnasında yine akıp kenarlarda bir yerlerde birikeceğini bile bile bıraktım balkonda... Eh o da bildiklerimin yanlış olmadığını gösterdi bana...

Bu olaydan kendime çıkartacağım dersler:

1- Varak tutkalı ile varağı bir önceki gibi karıştırdığında kötü bir koku çıkıyor. Ben bu kokuyu sevmedim. Varak tutkalının kokusunu da sevmedim. Varak tutkalından uzak durayım mümkünse, zaten beceremiyorum da...

2- Boyadığın kutunun kapağını azıcık açık bırakıp araya bir kalem koy öyle kurumaya bırak.

3- Boncuk boyaları kuruduktan sonra normal boyayla kapatmaya çalışsan da kabarık dokularını kapatamazsın...

4- Boyanan kutu pişince boya zarar görmüyor...

5- Vernik ve tiner oranını yaparken kafan sadece vernik ve tinerde olsun, başka yerde değil...

6- Kendini gergin hissederken bir şeylere el sürme...

7- En başında bir işi beceremedin diye daha sonrada beceremeyekmişsin gibi kötü düşüncelerle yaklaşma... Becereceğin varsa da beceremezsin... 



821 Görüntülenme - Yorumları Göster/Yaz (11)