Yazan: Miray
Yayınlanma: Nisan 23, 2008
Yorumlar     Ben Yaptım     Yazdır    Email

Resmi büyütmek için tıklayınızBir yerlerde bahsetmiştim, fakat neresi olduğunu bilmiyorum. Defterimde miydi yoksa 10 Marifet'te miydi veyahut yorum yazdığım bloglardan birinde miydi bilmiyorum. ( Neden bu kadar ayrıntıya girdiysem yazacağım cümle için? Evet hala ayrıntıdayım... ) İşte yazmıştım ki; keçe kullanırken kumaşa ihtiyacım oluyor benim. Böyle genelde çalıştığım keçe oranına göre minik minik parçalar. İşlediğim desene ya da kullandığım renklerine uygun olacak şekilde minik kumaş parçaları. Çeşit çeşit olmaları gibi bir tercihim olduğundan dolayı malum gidip beğendiğim kumaştan birer metre de alamıyorum, işe yaramıyor, maliyeti vb. gibi nedenlerinden dolayı.

Senelik kumaş boyama rutinim bittiğinde annem elinde bir torba dolusu kumaşla geldi eve. Benim bu sıkıntımı görünce terzi olan bir arkadaşından rica etmiş artan kumaşları verebilir mi diye. Saolsun o da iki hafta içinde biriken kumaşlarını toplamış bana göndermiş. Manifaturacı da bana alıştığı için o da gittiğimde eğer tezgah üzerinde kalmış kumaş parçaları varsa veriyor. Evde bir yığın kumaş var artık... Yani toparlamak istediğim ama bir türlü beceremediğim - saatin 03:41 olmasından sanırım - şey şu: Artan kumaşlar, minik parçalar dahi olsa daima imdat freni gibi. Ben onlarla ilgili tonla anımı yazabilirim fakat onları yazmak yerine sol tarafta arz-ı endam eden bilekliğin yapımını anlatıcam.

Yanılıyor olabilirim ama kumaşlardan bileklikler, kolyeler yapmak da bir alanı oluşturuyor sanırım. Bazen bazı yabancı sitelerde "fabric embroider"  tarzı bir başlık altında karşılaşıyorum hep.

Kolay kolay bileklik takamayan biri olarak, bu şekilde yapılmış bileklikleri seviyorum. Yani gördüğümde mantığıma yatıyordu. Bilekliği yapıp üstüne bir de altı saattir takıyor konumda olunca, hatta bileğimdeyken bu yazıyı yazıyor olmam da sevdiğimi gösteriyor. Çünkü hafif, çünkü yumuşak, çünkü yumuşak olduğundan dolayı yazı yazarken bileğimi acıtmıyor...

Resmi büyütmek için tıklayınız

Malzemeler şekilde görüldüğü üzere:

* Kumaş

* Elyaf 

* Makas

* Gerek varsa cetvel ya da mezura -gerçi hoş ben cetvelle çizdim de noldu? Yine simetrisizlik yine simetrisizlik... Geçen gün Deryalı Günler'de Derya Baykal bir hırka giymişti. Motiflerde simetri yok falan. Önce hırkanın simetrisizliği ile bir açıklama yapıp ardından hırka içinden çıkan kağıdı okudu. Efendim hırka Filipinler'de yapılmış ve tamamen el işçiliğiymiş. Bu sebepten simetrisi yokmuş... Evet dedim budur... -

* En sağda görülen kalem kumaş kalemi. Üzerinde de aynen "kumaş kalemi" yazar. Egemen odama daldığı zaman "Aaa keçeli kalem" diyip el atmasın diye. Kalemin özelliği, bir süre sonra uçuyor olması.

* Dikiş ipliği ve iğne

* Gerek görülürse dikiş makinesi

Resmi büyütmek için tıklayınız

(Öncelikle bileği ölçücez ki kaba taslak kaç tane kumaş boncuğumuzun (!) olacağına karar verelim.)

Birbiriyle eş ölçülere sahip kumaş parçaları kestim. Tabi bunlar illa aynı şekilde olmak zorunda değiller. Ben bir parçayı ikiye katlayıp dikerim diye düşündüğüm için uzunca kestim biraz ama iki parça birleştirilerek de dikilebilir. Evet bir önceki cümlede dediğim gibi kumaşın desenli tarafı içeride kalacak şekilde ikiye katladım. Sağ ve sol yanlarından diktim. Tüm kumaş parçalarının dikimi tamamlandıktan sonra bu minik kılıfımsıları ters yüz ettim yani içeride kalan desenli tarafı dışarı çıkarttım. Ağzı açık kalan taraftan kumaşın içine elyaf tıktım. Elyaf burada biraz rötüş görevi görüyor dikimden sonra. Çünkü bazı parçaların dikiş paylarını çok derinden almışım. Boyutları daha küçük kalan kılıflara daha çok elyaf, daha büyük kalan kılıflara daha az elyaf doldurdum. Doldurma işlemi bitince kılıfların ağızlarını diktim. Son olarak da lastik makarayı iğneye geçirip, küçük yastıklarımın (!) içlerinden geçerek lastiğe dizdim.

Resmi büyütmek için tıklayınız

Dizerken neye dikkat ettim? Tamam her ne kadar küçük yastıkların birbirleriyle simetrileri olmasa da her yastığın orta noktasından iğneyi geçirmeye dikkat ettim. 

Yastıkların üzerine kum boncuk, payet, pul, boru boncuk gibi şeyler işlenebilir. Bir sürü çeşitleme olur yani. Hayal gücünün ve yaratıcılığın sınırına kalmış hepsi, her şeyde olduğu gibi. Bu minik yastıkçıklarla kolye yapılırsa ve ağır durması istenirse içine elyaf yerine minik plastik topçuklar konulabilir. Aslında adını bilmiyorum ne olduğunun ama yolunuz eğer migrosa düşerse tütsü standının kenarına köşesine astıkları minik paketler içinde renkli plastiklerin olduğu kokular var. Onlardan konulabilir. Geçen gün amugurumilerin içine kırmızı mercimek doldurmayı düşündüm ve anneme sorduğum da bana cevap olarak "kurtlanır"vari bir şey demişti. Ardından "öğk" cevabı verebileceğim bir şey belirtmişti. O geldi aklıma

Unutmadan, bütün bu işlemlere başlamadan önce kumaşı yıkamakta fayda var. Tezmi temiz, ohh mis gibi

Sevgilerimle

 



1238 Görüntülenme - Yorumları Göster/Yaz (1)